Sözcü Plus Giriş

Corona virüsü geldi, gezegen unutuldu… Dünya’nın önündeki tehlike

Corona virüsü pandemisi dünya genelinde bir resesyona neden olurken bu ekonomik daralma öncelikleri değiştirdi. Yeşil ekonomi ve karbon emisyonunu düşürmeye yönelik vaatler unutulurken fosil yakıt endüstrisi, iyileşme teşvikleri ve fonlardan büyük oranda payını aldı. Tablo, Türkiye'de de iç açıcı değil.

Derleyen: Metin AKTAŞOĞLU
Güncellenme: 08:42, 11/11/2020
Corona virüsü geldi, gezegen unutuldu… Dünya’nın önündeki tehlike

Corona virüsü nedeniyle yaşanan global ekonomik durgunluk, küresel yeşil kalkınma ve yeşil dönüşüm girişimlerini de sekteye uğrattı. The Guardian’ın analizine göre durgunluk döneminden çıkmak ve toparlanmak isteyen bazı ülkeler fosil yakıt ekonomisine ciddi sermaye aktarımında bulundu.

Düşük karbon ekonomisine geçiş vaatleri askıya alınırken büyük ekonomiye sahip ülkelerden yalnızca birkaçı, kurtarma fonlarını yenilenebilir enerji, elektrikli araçlar ve enerji verimliliği gibi düşük karbon girişimlerine aktarıyor.

BAYRAĞI AB TAŞIYOR…

Bu noktada AB’nin bayrak taşıdığı görülüyor. Avrupa Parlamentosu’nda 27 Mayıs 2020’de açıklanan 750 milyar Euro’luk iyileşme fonunun yüzde 30’luk bölümü yeşil ekonomiye ayrıldı. Fransa ve Almanya, çevresel harcamalar için kendi ek teşviklerinden, sırasıyla yaklaşık 30 milyar Euro ve 50 milyar Euro ayırdı.

Ölçeğin diğer ucunda ise Ölçeğin diğer ucunda ise Çin yer alıyor. İyileşme paketinin yalnızca yüzde 0.3’ünü -yaklaşık 1.24 milyar Euro- yeşil projelere ayıran Çin, büyük ekonomilerin en kötüsü olarak göze çarpıyor. ABD’de ise seçim sonuçlarının belli olduğu güne kadar açıklanan harcamaların yaklaşık 26 milyar doları yani yaklaşık yüzde 1’i yeşil ekonomiye yönelikti.

Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP), yeşil ekonomiyi “gelecek nesilleri önemli çevre risklerine ve ekolojik kıtlıklara maruz bırakmadan, uzun vadede insanların refahını artıracak mal ve hizmetlerin üretimi, dağıtımı ve tüketimiyle ilgili ekonomik etkinlikler sistemi” olarak tanımlıyor. Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu'nun 1987 tarihli “Brundtland Raporu” ise sürdürülebilir kalkınma kavramını “Gelecek nesillerin kendi ihtiyaçlarını karşılamalarını tehlikeye sokmadan bugünkü ihtiyaçları karşılayan kalkınma” ifadeleriyle tanımlıyor.

Vivid Economics’in çalışmasına göre Türkiye, büyük ve gelişmekte olan ülkeler arasında Rusya’dan sonra en olumsuz tabloya sahip olan ülke. Ekim 2020’de yayınlanan endekste Türkiye; Arjantin ve Suudi Arabistan’ın yaklaşımı ile birlikte ele alınırken şu ifadelere yer verildi:

ʻʻ
Arjantin, Suudi Arabistan ve Türkiye, teşvikleri yeşil inisiyatiflere yönlendirmek için çok az girişimde bulundu. Genel olarak teşvik paketleri, çevre adına çizilen mevcut zayıf tabloyu destekler nitelikte oldu. Hedeflenen tedbirler, Türk ulaştırma sektöründe havayı kirletenleri ve ayrıca Arjantin ve Suudi Arabistan'da da yenilenemeyen enerjiyi destekledi.
Vivid Economics - Greenness of Stimulus Index (Ekim 2020)

Corona virüsü pandemisinin ilk dalgasında oluşan resesyonu önlemek ve resesyonun etkisini azaltmak için yapılan girişimlerin yeşil ekonomiye ne kadar destek sağladığını araştıran Ekim 2020 tarihli çalışma büyük ve gelişmekte olan ekonomilerden en az 18’inin kurtarma paketlerinde ağırlıklı olarak yüksek karbon emisyonuna sebep olan iş kollarına destek olduğunu gösteriyor.

Tüm Dünya Ülkelerinde Fosil CO2 Emisyonları: 2020 Raporu
Not: İlk sütun ülkenin emisyonunun dünya genelindeki oranını; ikinci sütun, 2018’den 2019’a değişimi, üçüncü sütun ise 2015’ten bu yana yıllık değişim oranını gösterir.

ABD’nin son olarak Paris İklim Sözleşmesi’nden resmen çıkmasıyla zaten yavaş ilerleyen düşük karbon salınımına geçiş süreci sekteye uğrarken o alanda AB ülkelerinin omzunda baskıyı artıran yükün yanında bu alanda da AB ülkeleri öne çıkıyor.

İlginizi ÇekebilirABD, Paris İklim Anlaşması'ndan çıktı! Peki neden? Sorular ve cevapları...ABD, Paris İklim Anlaşması'ndan çıktı! Peki neden? Sorular ve cevapları...

AB’nin kararının yanı sıra Fransa, İspanya, Birleşik Krallık ve Almanya bağımsız olarak iyileşme reçetesinde yeşil ekonomiye net katkı veren ülkeler olarak öne çıktı.

Vivid Economics’in CEO’su Jason Eis, The Guardian’a ortaya çıkan tabloyu değerlendirirken “İklim değişikliği ve çevre, toparlanma planlarının çoğunda merkezde yer alan fikir olamıyor. Maalesef ülkelerin çoğunda yeşil bir toparlanma görmüyoruz” ifadelerini kullandı.

ʻʻ
'Hükümetler, pandemik toparlanmayı iklim mevzuatını geri almak ve fosil yakıt endüstrisini kurtarmak için kullanıyor. Bu özellikle ABD'de karşımıza çıkarken aynı zamanda Brezilya, Meksika, Avustralya, Güney Afrika, Endonezya, Rusya, Suudi Arabistan ve diğer ülkelerde de durum böyle.'
NewClimate Enstitüsü'nden Niklas Höhne

Yeşil iyileşme planlarıyla övünen ülkeler bile sıklıkla sera gazı emisyonlarını koruyacak veya artıracak faaliyetlere, çok daha fazla para harcıyor. Güney Kore, Temmuz ayında 135 milyar dolar değerinde bir yeşil anlaşmanın adımını attı. Ancak ülkenin fosil yakıtlara ve karbon yoğun endüstrilere yaptığı sürekli harcama, Güney Kore’yi yeşil ekonomiye teşvikin sıralamasında 8. sıraya yerleştiriyor.

Altyapı harcamalarının 4.63 milyar dolarlık kısmını ev yalıtımı, yeşil ulaşım ve temiz enerji için harcayan Kanada da benzer bir şekilde toplam kurtarma paketi 300 milyar doların üzerinde ve bunun büyük bir kısmı yol genişletme ve fosil yakıt şirketlerine vergi indirimi gibi önlemler içeriyor.

Uluslararası Enerji Ajansı Genel Müdürü Fatih Birol “Çin sıfıra inme hedefi doğrultusunda yeni bir beş yıllık plan ortaya koymazsa dünyanın iklim hedeflerine ulaşma şansı sıfıra yakın olacak.” dedi. Fotoğraf: Depo Photos

PANDEMİ BAHANE OLDU

Bu tablonun yanı sıra ülkeler Paris İklim Anlaşması kapsamındaki yükümlülüklerinde de geri kalıyorlar. Uluslararası Enerji Ajansı Genel Müdürü Fatih Birol, The Guardian’a yaptığı özel açıklamada ülkelerin anlaşma gereği hayata geçirmeleri gereken emisyon kesintilerinin yalnızca yüzde 15’ini uyguladıklarını aktardı. Birol, pandeminin ilk aşamasında Çin’de sert bir şekilde düşen emisyon değerlerinin, ülkenin pandemiyi atlatmasıyla yeniden çok hızlı bir şekilde 2019 seviyesine çıktığını dile getirdi. Dünyanın açık ara en yüksek karbon emisyonu yapan ülkesi olan Çin’in gidişata göre 2019 rakamlarını geride bırakacağı düşünülüyor.

İlginizi ÇekebilirTürk çift Alaska'da küresel ısınmayı görüntülediTürk çift Alaska'da küresel ısınmayı görüntüledi

Fatih Birol, “Çin henüz yeşil iyileşme sürecine başlamadı. Ancak, Çin’in bir sonraki beş yıllık planını değiştirmesi durumunda -bu plan önümüzdeki Mart’ta kararlaştırılacak- Çin’in toparlanma fırsatına hala sahip durumda olacak” derken Çin harekete geçmeden küresel bir iyileşmenin mümkün olmadığını da öne sürdü: “Çin sıfıra inme hedefi doğrultusunda yeni bir beş yıllık plan ortaya koymazsa dünyanın iklim hedeflerine ulaşma şansı sıfıra yakın olacak.”

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ NEDEN BİR TEHDİT?
İklim değişikliğinin sonucu olarak şiddetli hava olayları, beklenmedik zamanlarda gerçekleşiyor. Uzun vadede ise eriyen buz tabakaları sebebiyle denizlerin seviyesi her geçen gün artıyor. Araştırmalar, sıcaklığın 3 santigratlık bir değişme yaşanacağı 2100 yılına kadar deniz seviyesinin 30 ila 110 cm artacağını öngörüyor. Küresel ısınma pek çok canlı türünün de sonu anlamına gelirken içme suyu kalitesinin azalması, solunum problemlerinin artması, hava kirliliği sonucu doğabilecek kronik hastalıklar ve içme suyu bulmanın zorlaşacak olması dünyayı tehdit eden unsurlar. Dünya'nın yüksek enlemlerinde yer alan ağaçların da yok olacağı düşünülüyor ve bu oksijen oranında azalmayı kaçınılmaz kılıyor.

Grafik kaynağı ve detaylı okuma için: Vivid Economics – Greenness of Stimulus Index (Ekim 2020) (İngilizce)

Yayınlanma Tarihi:14:45,
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more