Sözcü Plus Giriş

Soykırım azmettiricisi Felicien Kabuga’nın 26 yıllık kaçış öyküsü Paris’te sona erdi

Tutsileri hedef alan ve 800 bin kişinin acımasızca katledildiği Ruanda Soykırımı'nın finansörü ve baş aktörlerinden olan Felicien Kabuga, 1994 yazındaki kanlı 100 günün ardından 26 sene boyunca kaçmayı başardı. Kabuga 84 yaşında Paris'te yakalandı. İşte fiyaskolarla dolu kaçışın öyküsü...

Derleyen: Metin AKTAŞOĞLU
Güncellenme: 16:09, 09/11/2020
Soykırım azmettiricisi Felicien Kabuga’nın 26 yıllık kaçış öyküsü Paris’te sona erdi

Ocak 2003’te ABD’li özel ajan Scott Gallo, Kenya’da yürüttüğü operasyona nokta koymaya hazırlanıyordu ancak start verdiği operasyonun kilidini açacak olan Kenyalı muhbirinden 24 saattir haber alamıyordu. William Munuhe adındaki 27 yaşındaki muhbir, birkaç hafta önce 5 milyon dolar değerindeki ödülün de etkisiyle Nairobi’deki ABD büyükelçiliğine gitmiş ve Afrika’nın en çok aranan adamı hakkında bilgi verebileceğini söylemişti.

Ruandalı iş insanı Felicien Kabuga, 1994’te yaşanan ve yaklaşık yüz gün içinde 800 bin Tutsi ve ılımlı Hutu’nun, Interahamwe olarak bilinen aşırı uç Hutular tarafından öldürüldüğü Ruanda Soykırımı’nı organize ve finanse etmek suçlamalarıyla aranıyordu. Munuhe, Kabuga’yı görmüştü hatta onunla çalışıyor ve Kenya’da Kabuga’ya güvenli evler bulan yetkililere de yardım ediyordu.

Scott Gallo ve ekibinin planı basitti. Para teslimatı vaadiyle Munuhe, Kabuga’yı evine davet edecekti. Kabuga geldiğinde Munuhe’nin vereceği sinyalle operasyon başlayacaktı ve insanlık suçu işlemiş, yıllardır aranan Kabuga kıskıvrak yakalanacaktı. Ancak neredeyse iki gün geçmesine rağmen evden ses gelmemişti. İçerde neler olduğuna bakmak gerekiyordu.

Kenyalı bir polis memuru iki katlı evin üst katına tırmandı, balkon kapısını zorla açarak eve girmeyi başardı. Heyecanlı bekleyiş çok sürmedi zira polis kısa bir süre sonra ön kapıdan çıktı Gallo ve ekibini içerini aldı.

Gallo evdeki durumu şöyle anlatıyordu: “İçeri girdiğinizde oturma odasında, masanın üzerinde kendisi ve kız arkadaşının, ailesinin fotoğrafları vardı.” Grup üst kata çıktı, polis memuru yatak odasının kapısını açtı. Munuhe, yatağın üzerinde yüz üstü yatmaktaydı: “Sanki tüm kanı vücudundan yatağa, sonra da yatağa da işleyip yere akmıştı. O kadar çok kan vardı ki kapıya kadar göl oluşturmaya başlamıştı bile.”

KENYALILAR ‘İNTİHAR’ DEDİ

Munuhe’nin kolları ve bacakları şişmiş, el ve ayak bileklerinde ezilmeler oluşmuştu. Ellerinden ve kollarından bağlanmış olmalıydı. Kenyalı adli tıp uzmanları ölüm nedeni olarak karbondioksit zehirlenmesini belirledi. Odadaki küçük şömine, kanların önüne geçmişti.

ABD’li savaş suçları savcısı Pierre-Richard Prosper’ın United Nations International Criminal Tribunal for Rwanda (Birleşmiş Milletler Ruanda için Uluslararası Ceza Mahkemesi) adına yürüttüğü sürecin bir parçası olarak Munuhe’ye yapılan otopside Munuhe’nin şakağında bir delik, kafa tasında ise bozuk para büyüklüğünde başka bir delik tespit edildi. ABD’li yetkililer bunun bir infaz olduğundan emindi ancak Kabuga çoktan kuş olup uçmuştu bile.

İlginizi ÇekebilirABD Başkanlık seçimini Biden kazandı: Peki ya Trump görevi bırakmazsa?ABD Başkanlık seçimini Biden kazandı: Peki ya Trump görevi bırakmazsa?

Bu olayın yaşandığı 2003 yılında 70 yaşında olan ve o dönem sağlık sorunları da baş gösteren Kabuga, nasıl oldu da BM’nin dev kaynaklarla beslediği bir dava adına yürütülen operasyondan kaçmayı başardı? Kim koruyordu? Ne kadar süre Kenya’da kaldı ve nereye gitti? Uluslararası adalet sisteminin bazen ne kadar zayıf kaldığını gösteren ve insanlık suçu işlemiş olsalar bile zengin ve güçlü suçluların nasıl izini kaybettirdiğini gösteren bir hikaye Kabuga’nın hikayesi.

Kabuga, tam 17 sene sonra, 16 Mayıs 2020’de Paris’in sessiz bir banliyösünde yakalandı. Dokuz farklı ülkenin ajanlarının görev yaptığı ve yürüttüğü operasyonla Kabuga, 84 yaşında sahte kimlikle yaşamını sürdürdüğü apartman dairesinde ele geçirildi.

ALMANYA’DA TEDAVİ OLMUŞ!

Uluslararası Ceza Mahkemesi, 84 yaşındaki Kabuga’yı soykırım ve insanlığa karşı suç işlemekle suçlamıştı. Kabuga yakalandığında Interpol iki düzineden fazla takma isim ve sahte pasaport ile onu arıyordu. Paris’te üzerinden Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ne ait bir pasaport çıktı. 13 yıl önce Almanya’nın Frankfurt kentinde tedavi gördüğünde ise üzerinde Tanzanya pasaportu vardı.

Tutsileri hedef alan ve 100 günde 800 bin insanın hayatını kaybettiği Ruanda Soykırımı ve çıkan çatışmalarda yaşamını yitirenler toplu mezarlara atılıyordu. Fotoğraf: Reuters

Soruşturmayı yürüten dedektifler Financial Times’a yaptıkları açıklamalarda, ele geçirilen pasaportların gerçek olduğunu ve pek çok Afrika ülkesinin, özellikle Kenya’nın, baştan savma yürüttüğü arama çalışmalarıyla Kabuga’ya bir nevi fırsat tanıdıklarını söylüyordu.

Kabuga, kendisine yöneltilen tüm suçlamaları reddetti. Yakalandıktan sonra Fransa’da mahkemeye çıktığında ve oldukça güçsüz görünüyordu ve bir tercüman aracılığıyla konuşuyordu. Bazen düşünce yetisini kaybetmiş gibi bir hale giriyordu. Ancak bir DNA eşleşmesi, 1994 yılında 100 günde 800 bin insanın öldürüldüğü kanlı soykırımı fonlama, planlama ve düzenleme konusunda yardım ettiği iddiasıyla aranan o isim olduğunu doğruladı. 26 sene boyunca tekrar tekrar uluslararası sınırları geçen, tüm aramalardan sıyrılmayı başaran o adam, Felicien Kabuga.

Soykırımda Kabuga'nın rolü
Kabuga; Hutuları, Tutsilere karşı kışkırtan ve katliam çağrısı yapan RTLM (Radio Television Libre des Milles Collines) adlı radyo kanalının kurucusu ve finansörüydü. Temmuz 1993-Temmuz 1994 arası yayın yapan RTLM, nefret söylemleriyle halkı kışkırtmıştı. Soykırımın yaşandığı 100 gün boyunca RTLM katliam çağrısı yapıyor, ayrıca yayınlarda Tutsileri isim isim ifşa ediyor ve saklananların yerini bildiriyordu.

Felicien Kabuga hakkında 1997 yılında yedi farklı soykırım bağlantılı suçlamayla soruşturma açılmıştı: Soykırım, soykırıma suç ortaklığı, doğrudan ve halkı kışkırtarak soykırım suçu işlemeye teşvik, soykırım teşebbüsü, soykırım planları yapmak, zulüm ve imha.

Belçika’nın Ruanda’yı sömürdüğü dönemlerde başlattığı ırk ayrımcılığı politikasına göre ülkede yaklaşık yüzde 10’luk bir nüfusa sahip olan Tutsiler ayrıcalıklara kavuştu, daha iyi eğitim aldılar, zenginleştiler, kritik makamlara getirildiler ve ülkeyi yönetir oldular. Belçika’nın bu ayrımcılık politikası 1950’lerde Hutulara destek vermeye döndü ve 1962’de Ruanda bağımsızlığını kazandığında sorun kaçınılmaz bir hal aldı.

1959’da başlayan Tutsi-Hutu çekişmesinin ardından 1962’de Hutu hükümeti başa geldiğinde yaşanacakları adeta gören 100 binlerce Tutsi, ülkeyi terk etti. Anti-tutsi hareketi yavaş yavaş 1990’larda zirve yapmaya doğru ilerlerken komşu Uganda’daki kamplarından çıkan ve ülkelerine dönmek isteyen Tutsilerin oluşturduğu Ruanda Yurtseverler Birliği, silahlı mücadeleye başladı ve 1990-1992 yılları arasında iç savaş ülkeye hakim oldu.

Interahamwe cevap için hazırlanıyor, hükümet ise göz yumuyordu. RTLM’in de nefret mesajları ortamı gererken Devlet Başkanı Juvenal Habyarimana’nın uçağının düşürülmesi bardağı taşıran son damla oldu. 6 Nisan 1994’te Habyarimana uçağının düşürülmesiyle hayatını kaybedince radyodan açık açık katliam anonsları başladı ve dehşet dolu 100 gün başladı. Birleşmiş Milletler’in adeta izlediği, ABD’nin ve Fransa’nın yıllarca tavırlarının sorgulandığı özellikle Fransa’nın ciddi şekilde suçlandığı süreçte 800 bini aşkın insan hayatını kaybetti. Tutsilerin yanında ülkenin ilk ve tek kadın başbakanı Agathe Uwilingiyimana’nın aralarında yer aldığı ılımlı Hutular da öldürüldü.

Soykırımın başlamasının ardından ülkenin doğusundan giren Ruanda Yurtseverler Birliği, Nisan sonuna kadar ülkenin doğu bölgesinin tamamını, Mayıs’ta ise başkenti ele geçirip batıya ilerledi. 4 Temmuz’da hükümet güçleri mağlup edilirken 18 Temmuz’da soykırım tamamen durduruldu. Kabuga da pek çok suçlu gibi o dönem ismi Zaire olan Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ne kaçtı.

İlginizi ÇekebilirFransa'daki saldırının arkasında terör değil yasak aşk çıktıFransa'daki saldırının arkasında terör değil yasak aşk çıktı

KABUGA’YI YAKALAYAN İSİM TANIDIK

Kabuga’yı yakalayan isim ise uluslararası suç sahnesinin bilindik ismi, Belçikalı savcı Serge Brammertz. Eski Yugoslavya için Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin başında yer alan Brammertz, Bosna savaşında yaşanan soykırımda pay sahibi olan savaş suçluları Radovan Karadzic (2008’de yakalandı) ve Ratko Mladic’i (2011’de yakalandı) ele geçirmeyi başarmıştı. 2016’da Ruanda davasına atanan Brammertz soruşturmayı yoğunlaştırdı ve 2020’nin başında Birleşik Krallık polisi Kabuga’nın kızlarından birinin izine ulaşmayı başardı. Kızın Belçika’ya seyahat ettiği öğrenildi.

Sağ kurtulmayı başaran Tutsiler, Ruanda Yurtseverler Birliği tarafından kurtarılan bölgelerdeki kamplarda bir yandan hastalıklarla da mücadele ediyordu. Fotoğraf: Reuters

Fransa’da İnsanlık, Soykırım ve Savaş Suçları ile Mücadele ekibinin başındaki Eric Emeraux o dönemde takibin iyice ete kemiğe büründüğünü ve sona yaklaştıklarını hissettiğini belirtiyordu. Emeraux ayrıca 2019’da, Kabuga’nın ailesinin yedi üyesinin Paris ve çevresinde yaşadığını cep telefonu sinyallerini analiz ederek tespit ettiklerini ifade etti. Aile fertleri düzenli olarak Birleşik Krallık ve Belçika’ya seyahat ediyorlardı. Bir yıl boyunca süren takibin ardından polis nihayet bir apartman dairesini tespit etti. Corona virüsü nedeniyle getirilen kısıtlamalar ve sokağa çıkma yasakları da aileyi ve Kabuga’yı kapana kıstırırken 16 Mayıs’ta yapılan baskınla Kabuga 26 yıllık serüvenin ardından yakalandı.

Brammertz, hayatta kalanlar ve kurbanlar için Kabuga’nın yakalanmasının ne kadar önemli olduğunun farkında. Ancak o ve ekibinin önünde Ruanda soykırımında parmağı olan daha pek çok kaçak var.

Yayınlanma Tarihi:16:06,
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more