Sözcü Plus Giriş
AYTUNÇ ERKİN

Amerika Türkiye’yi düşman ilan etmişti

6 Kasım 2020

ERDOĞAN VE MUHALEFET SÜRECİ İYİ TAKİP ETMELİ

Liberal enternasyonalizm…

Serbest ticareti, küresel ticaretin büyümesini ve ayrıca kar arayışlarında herhangi bir yere nüfuz etme hakkını savunuyorlar. Yani… Kapitalist rekabet ve kar arayışı rejiminin küreselleşmesi “enternasyonalizmin” liberal biçimi olarak karşımıza çıkıyor!

World Politics Review… (WPR) Dünya Politikaları İncelemesi… Amerika'da, politikacılara, analistlere, akademisyenlere, askerlere ve okuyuculara kritik küresel eğilimlerin analizini aktaran bir yayın organı… Bir siyasi partiye bağlı olmadıklarını söylüyorlar… Partizan da değiller! Ancak… WPR'nin partizan olduğu konu: Liberal enternasyonalizm. Diplomasiyi ve çok taraflılığı desteklediklerini, kurallara/ normlara dayalı küresel bir düzeni hedeflediklerini iddia ediyorlar. Neden WPR'yi anlattım?

Çünkü…

ABD dış politikasına yön veren, ‘derin devletin' sesi The Council on Foreign Relations (CFR) yani Dış İlişkiler Konseyi'nin de referans aldığı bir siyasi blog WPR!

Stewart M. Patrick…

CFR yani ABD derin devleti Dış İlişkiler Konseyi'nde Uluslararası Kurumlar ve Küresel Yönetişim Programı'nın direktörü. WPR'de yazılar kaleme alıyor! Son yazısı ABD seçimleri! Son yazısının başlığı çarpıcı:“Çok taraflılığın geleceği için Biden'ın zaferi ne anlama gelir?”

Aslında yazı, ABD'nin yeniden ‘küresel güç' olması için Biden'ın seçilmesi gerektiğini anlatıyor! Yani… ABD hegemonyasının (baskınlığının) yeniden inşa edilmesini istiyor!

Biden'ın stratejisi ne olacak

Stewart M. Patrick, “Bir Biden zaferi, Donald Trump'ın 2016'da Beyaz Saray'ı kazandığı ‘Önce Amerika' platformunu ve aşırı milliyetçi, tek taraflı ve  egemenlikçi zihniyeti reddedecektir” diyor ve ekliyor: “… Biden, Trump yönetiminin nükleer silahlar üzerindeki modası geçmiş ve tehlikeli vurgusunu tersine çevirecektir. ABD savunma politikasındaki önemini düşürmek ve Çin-Rusya ile yeni, Soğuk Savaş tarzı bir silahlanma yarışını önlemek için çalışacaktır. ABD'nin büyük stratejisinde, Trump Batı'ya bir yıkım topu attı ve  ABD'nin NATO'ya olan bağlılığı konusunda  şüphe uyandırdı. AB'nin  dağılmasını teşvik etti. Başkan olarak Biden, ABD'nin toplu savunmaya olan kararlılığını yeniden teyit edecek…”

Patrick'in şu tespiti daha da önemli:

“… Başka bir deyişle, ABD dış politikasında ABD'nin acı ‘Önce Amerika' fikrini reddettiği ve on yıllardır savunduğu çok taraflı yola geri döndüğü, kitlesel bir yeniden yönlendirme için sahne hazır. Soru, bunun herhangi bir pratik fark yaratıp yaratmayacağıdır. Liberal enternasyonalistler, son dört yılı tamamen silip süpüren bir Biden zaferini hayal edebilirler. Ne yazık ki, bu umut dolu ‘restorasyon' senaryosu, Trump'ın Amerika'nın itibarına ve itibarına verdiği kalıcı zararı görmezden geliyor.”

İşte bam teli de burası… ABD kaybediyor ve Trump sonrasında ‘başarıdan' kuşkulular! 

Neden mi?

ABD müttefiklerini kaybetti

WPR yazarı, CFR'nin kıdemli üyesi açık yazmış: “… Pek çok ABD müttefiki ve ortağı, artık Amerika'nın güvenlik, açık pazarlar ve diğer küresel kamu mallarını sağlama istekliliğinden emin değil… Durumlarını korumaya ve ‘stratejik özerklik' peşinde koşmaya başladılar bile. Biden seçilse bile, birçok kişi bu kadar kaprisli olduğu kanıtlanmış bir ülkeye ne kadar güven duymaları gerektiğini sorgulayacak. Trump yenilebilir, ancak Trumpizm büyük olasılıkla güçlü bir siyasi güç olmaya devam edecek ve Cumhuriyetçi tutumları bir nesil boyunca izolasyonist ve aşırı milliyetçi bir dış politika etrafında şekillendirecek.”

Yani… Politika değişmeyecek…

SONUÇ: Stewart M. Patrick şu itirafta bulunmuş: “… Bundan bir hafta sonra, Amerikan vatandaşları bir sonraki ABD başkanı için oy pusulalarını kullanacak. Sonraki aylarda, Amerika'nın dünyanın dört bir yanındaki ortakları, kendi paylarını Amerika Birleşik Devletleri'yle birlikte veya onsuz olarak belirleyecekler.”

İşte asıl mesele bu!

AKP iktidarı, Erdoğan ya da muhalefet…

PKK/YPG'nin, Fetullah'ın, Doğu Akdeniz'de Yunanistan'ın yanında olan ABD'yle mi yürüyecek? Ya da…

NOT: Cumhuriyet yazarı Mehmet Ali Güller'in “ABD Hegemonyasının Sonu” kitabını mutlaka okuyun!

Ölüler ata binemez

Maden işçileri, İzmir depreminde enkaz altında kalanlara ulaşmak için canla başla çalıştı.

Tarih 4 Kasım 2020… Sabah saatleri…

Zonguldak'ın Kilimli İlçesi'nde Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Karadon Müessese Müdürlüğü Gelik İşletme Müdürlüğü'ne ait maden ocağında göçük meydana geldi. Yerin 260 metre altında tavanın bir anda çöktüğünü fark eden maden işçileri, ocak içindeki boşluğa kaçarak kurtuldu. Göçük sırasında işçilerden Samet Uslucuk ve Ali Köroğlu yaralandı. Mesai arkadaşları tarafından ocaktan çıkarılan işçilere sağlık ekipleri olay yerinde müdahalede bulundu.

Tarih 4 Kasım 2020… Sabah saatleri…

Maaş ve tazminatlarını alamayan Somalı işçilerin yürüyüşü sabah Manisa'nın Kırkağaç İlçesi'nde jandarma tarafından engellendi. İzmir depreminde enkaz çalışmalarına katılıp Kırkağaç'a dönen Bağımsız Maden- İş Sendikası Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu, “700 işçi 14 yıldır çekiyor. Yeter be, ne yapıyorsanız yapın” diyerek yaşanan müdahaleye itiraz etti.

Madenciler… İşçiler… Köylüler…

Aklıma deprem bilimci Prof. Ahmet Ercan'ın 1 Kasım'da, İzmir'de yaşanan depremin ardından kurduğu şu cümleler geldi:

– Bir ülkede ekonomi ne kadar bozuksa deprem o kadar öldürücü olur. Bir ülkede yoksulluğu yenmedikçe depremlerin adı ölüm olur. İnsanlar istedikleri için kötü ev yapmıyorlar.

– Çünkü yer inceleme çalışmalarına, inşaat mimari projelerine para ödemeleri gerekiyor. Bir ülkede deprem sorununu çözmek için o ülkenin ekonomisinin düzelmesi gerekiyor. Yani yoksulluk ne kadar fazlaysa deprem size o kadar yakındır.

– Depremde zaten yoksullar ölür, zenginler ölmez. Hiçbir ünlünün, hiçbir zengin kişinin enkaz altından çıkarıldığını duymadınız, duymayacaksınız. Ana sorun yoksulluktur.

Ve yoksullar öldü…

Onur Karakoç… BİM işçisi… İzmir Bayraklı'da bulunan Yılmaz Erbek apartmanının alt katında bulunan BİM'de çalışırken deprem sonucu hayatını kaybetti…

Serhat Er… BİM'de kasiyer… Yılmaz Erbek apartmanının alt katında bulunan BİM'de çalışırken deprem sonucu hayatını kaybetti…

Melih Dağbaşı… Taşeron çelik konstrüksiyon firması Gülerman işçisi… Bayraklı'da yapılan 151 metre yüksekliğinde Avrupa'nın en yüksek yapısal çelik binası olarak lanse edilen Biva Tower gökdeleninde çalışırken 21. kattan düşerek hayatını kaybetti.

Sağlık memuru Doğan Sert… Hemşire Fatma Öztürk… Hemşire Nebiye Tekin… Doktorlar, avukatlar…

Aklıma bu kez de bir şiir geldi…

Kara Haber

1939 Erzincan depreminde Nazım Hikmet yazmış…

Erzincan'da bir kuş var

Kanadında gümüş yok

Gitti yarim gelmedi

gayrı bunda bir iş yok.

Oy dağlar dağlar, dağlar, dağlar…

Aldı ellerine kanlı başını

Karın ortasında Erzincan ağlar…

Nazım Hikmet

O ağlamasında kimler ağlasın

Kar yağar lapa lapa

tipidir gelir geçer…

Yan yana sırt üstü yatan ölüler

akşam uyur tandıramaz

ateşini yandıramaz

Gün ağarır şafak söker

kimsecikler gitmez suya

ezilmiş başlarıyla ölüler

vardılar uyanılmaz uykuya

Ses edip geceye beyaz taşından

kışlanın saati çaldı ikiyi.

Ne çabuk lahzada bitti yaşamak

Kimisi altı aylık,

kimisi sakalı ak,

kimi on üç, on dört yaşında;

kimi yola gidecek

kimisi mektup bekler

yan yana sırt üstü yatan ölüler…

Yayıkta yağ vardı, dövülemedi,

akpeynir torbaya koyulamadı,

hasret gitti ölüler

dünyaya doyulamadı…

Uyanıp kaçamadılar,

kuş olup uçamadılar

açıldı kuyular kimse inemez

Erzincan beygiri rahvandır amma

ölüler ata binemez

yan yana sırt üstü yatan ölüler…

Kesemden verecek şeyim yok; yüreğimden verdim.   (KARA HABER)

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more