Sözcü Plus Giriş
AYTUNÇ ERKİN

Gazeteci, plazada, önüne konulanı yazmaz, notlar alır… Ama bunu unuttular

11 Kasım 2020

ODATV HABER MÜDÜRÜ 5 AY 1 GÜN SONRA TAHLİYE OLDU VE SÖZCÜ'YE KONUŞTU…

“Bu intikamname çıkınca, ismi lazım değil, gazetenin biri benimle ilgili, ‘Astsubayın anlattıklarını tek tek not almış' diye başlık attı. Tabii arkadaşlar yeni sistem gazetecilik yaptığı, plazalarda oturup önüne gelen hazır metinleri yayımladığı için gerçek bir gazetecinin nasıl çalıştığını bilmiyor. Elbette ki, gazeteci en önce not alır…”

Müyesser Yıldız'ın ifadesiyle başladım yazıya…

Ankara'nın soğuk sabahına indiğimizde ‘kabine' krizinin sıcak gündemi vardı… Kırmızı Kedi Yayınevi'nin sahibi Haluk Hepkon, SÖZCÜ yazarı Soner Yalçın, Odatv Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan, gazeteci-yazar ağabeyim Hikmet Çiçek ile Ankara Adliyesi'ne yol alırken aklımızda tek soru vardı: Müyesser Yıldız bugün tahliye edilir mi?

“ÜFÜRMASYON” DAVASI

Edildi… 45 kiloluk dev kadın mahkemede iddianameye cevap vermedi ve sadece sadece gazetecilik dersi verdi… Keşke iktidara yakın gazeteciler de o salonda yaşananları görseydi… Çünkü… Müyesser Yıldız'ın tutuklanmasına  neden olan ‘haber kaynağı' astsubayın verdiği ifade, çelişkiler… Dedi ki o astsubay: “Kendimi güçlü göstermek için üfürdüm, salladım… Ve açık bilgileri ekleme yaparak paylaştım…” Dava orada bitmişti. Hakim de zaman zaman gülümsedi ve Yıldız'ın 5 ay 1 gün hapiste kalmasına neden olan astsubay ifade verirken “Salladın yani” diye aralara girdi… Tutuklu astsubayla ilgili son not: Astsubay Erdal Baran bipolor bozukluğu olduğunu, ilaç aldığını ve katılmadığı toplantıları katılmış gibi, yaşamadığı olayları da yaşamış gibi anlattığını aktardı.

Ve Müyesser Yıldız tahliye edildi…

ANITKABİR'E GİTMEK

İlk karşılaşma, sarılma anı, “Aytunççç” diye kucaklaşması… ‘İnsanın insandan başka dayanacağı yok” cümlesinin madde haliydi! Hemen çay istedi ve ilk sözü: “5 ay 1 gün boyunca en çok oğlum İlim'i özledim.” İlim'e öyle bir sarıldı ve kokladı ki… Görmek, yaşamak gerekiyor… Devam etti Yıldız: “Bugün neden tahliye olmak istedim biliyor musun? 10 Kasım'da Anıtkabir'de olmam lazımdı. Bu yüzden çok mutluyum.” Peki tecritte miydi: “Sincan'da tek kalmak zorundaydım. Benimle birlikte yatanlara bakınca… Hep yazdığım, beni 2011'de tutuklayan FETÖ'cüler… PKK'lılar… Zorundaydım tek kalmaya ve tecritte olmaya.”

TATİLE NEDEN ÇIKMIYOR?

Müyesser Yıldız, 15 Temmuz 2016'da yaşanan darbe girişiminin ardından davaların tamamını izleyen tek gazeteci. 26 Kasım'da darbenin ana üssü Akıncı Üssü davası görülecek ve karar verilecek. Yıldız, “Tatile gitmeyeceğim. Bu davayı takip etmem gerekiyor” dedi ve ekledi: “15 Temmuz'un sorularına yanıt aramaya devam ediyorum.”

TÜRKÖNE İÇİN NE DEDİ?

Müyesser Yıldız'a dedim ki: “Sen bir Türk milliyetçisisin. Zaman yazarı Mümtazer Türköne de milliyetçi ve o tahliye edildiğinde ne hissettin?” Yanıtı ders verir gibi: “Ben iddianameye bakarım. Suç var mı yok mu? Delil var mı yok mu? Kimse hukuksuz bir şekilde cezaevinde olmamalı. O kararda sorun, MHP liderinin talebinin ardından tahliye çıkması. Yoksa… Adalet ve hukuk öncelik olmalı. Mahkemede de hakime söyledim: Huzurunuza gelmeme sebep olan, bir iddianame değil, bir intikamnamedir. O yüzden sözlerimin başında bu intikamnameye karşı herhangi bir savunma yapmayacağımı belirtmek istiyorum. Esas nokta burası.”

BU BASINA İHTİYAÇLARI VAR

Müyesser Yıldız bir yandan çayını yudumluyor bir yandan da sorularımı yanıtlıyordu ve hukuk vurgusu yaptı: “Keşke AKP'den birilerine de teşekkür edebilseydim. Ki onlar beni CHP'lilerden İYİ Partililer'den daha iyi tanır. Evet haberler geldi ‘ya yanlışlık oldu. Sen vatanseversin biliyoruz. Geçecek bugünler…' Geçecek tabi ki. Geçiyor da geçti de… Ancak burada sahip çıkılması gereken ben değildim. Hukuktu, basındı. Çünkü neticede bir gün Türkiye bu, yaşıyor bu süreci, herkesin bu basına ihtiyacı olacak. Keşke onlardan birileri de ses çıkarsaydı. Bu hukuksuzluk girdabı adım adım hepimizi yutmaya devam ediyor. Eğer direnmezsek, ne biz 2023'ü görürüz ne süper ülkeyi görürüz, ne destan yazan ülkeyi görürüz. Önce hukuk devleti olmak zorundayız.”

İNTİKAMNAME İLE OLMAZ

Müyesser Abla'nın son sözü de şu oldu: “10 yıl önce kitaplar bombadan daha tehlikeli sayılıyor, basılmamış kitaplar toplatılıyordu. Şimdi tek tek yazılar bombadan daha tehlikeli gösteriliyor, yazılma ihtimali olan kitaplardan korkulup operasyon yapılıyor. Bu intikamname çıkınca, ismi lazım değil, gazetenin biri benimle ilgili, ‘Astsubayın anlattıklarını tek tek not almış' diye başlık attı. Tabii arkadaşlar yeni sistem gazetecilik yaptığı, plazalarda oturup önüne gelen hazır metinleri yayımladığı için gerçek bir gazetecinin nasıl çalıştığını bilmiyor. Elbette ki, gazeteci en önce not alır. Ama nereden bilsinler!..”

“SÖZCÜ Gazetesi'nin suçlandığı yerde hiçbir inandırıcılık kalmaz”

“Aslında Necati Doğru'nun, Emin Çölaşan'ın, SÖZCÜ Gazetesi'nin FETÖ'cülükle suçlandığı bir yerde ‘FETÖ' demenin de inandırıcılığı kalmadı. Ki zaten, ‘FETÖ' demek, ülkemizin karşı karşıya olduğu tehlikeyi küçültmektir. Bence bunun tam adı Gladyo'dur, Sevr Örgütü'dür. Sanıyorum herkes gazeteciliğin ne olduğunu anlatmamı bekliyor. Hayır, bunu yapmayacağım. Çünkü, birincisi, ülkemizde artık uzunca bir süredir başka bir cins gazetecilik var. Gazetecilik şöyledir, böyledir, habere şöyle ulaşılır diye anlatsam, sizler dahil birçok kimseye ütopyadan söz ediyorum gibi gelir. İkincisi, bu intikamnamenin mantığından, vermek istediği mesajdan anlıyoruz ki, sadece devletin açıkladığı yazılabilir, onun dışındakiler ‘casusluk, gizli bilgi, devlet sırrı' sayılır!..”

‘Devletin güvenliğini bana kimse öğretemez'

“Devletin güvenliğini… Düne kadar Fetullah Gülen'in önünde el pençe divan duranlardan… İmralı'daki teröristbaşıyla görüşen ve görüşmek için sıraya girenlerden… Askere, polise silah bıraktırıp teröristlere resmi geçit yaptıranlardan… Bir başka ülkeye hizmet için yemin etmiş olanları büyükelçi atayanlardan… Milli mücadeleden beri düşmanın hedefinde olan Türk ordusunu bin bir kumpas… hile ve desise ile tasfiye edenlerden öğrenecek değilim. Hele de dün, ülkemizin kırmızı çizgilerini hatırlattığımız için, bizleri ‘ırkçı, faşist, kandan beslenenler, Ergenekoncular' diye suçlamışken, bugün bizden daha vatansever kesilip, bizleri bir kez daha hedef alanlardan öğrenecek hiçbir şeyim olamaz.”

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more