Sözcü Plus Giriş
AYTUNÇ ERKİN

Mesele Albayrak değil! Erdoğan karar vermeli!

14 Kasım 2020

David Harvey…

İngiliz sosyal kuramcı…

Marksizme yaptığı katkılarla tanınıyor…

Emperyalizm, neoliberalizm, sermaye, sosyal adalet üzerine 12 kitap ve sayısız makale yazmış…

Elimde “Neoliberalizmin Kısa Tarihi” başlıklı Sel Yayıncılık'tan çıkmış kitabı var kaç gündür…

Berat Albayrak'ın istifası ve ekonomide yeni yönelim tartışmalarına baktıkça David Harvey daha da önemli hale geldi. Neden mi?

Örneğin…

“Neoliberalizm her şeyden önce bir politik-ekonomik pratikler teorisidir. Bu teori, insan refahını artırmanın en iyi yolunun güçlü özel mülkiyet hakları, serbest piyasalar ve serbest ticaretin temel alındığı bir kurumsal çerçeve içinde bireysel girişim beceri ve hürriyetlerini serbest bırakmak olduğunu iddia eder” diyor Harvey!

İddia bu… Gerçek mi?

AKP iktidarı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan da ‘insan refahını artırmanın en iyi yolu neoliberalizm' mi diyor?

Hatırlayın…

İlk neoliberal devlet oluşturma deneyi Şili'de yaşandı! 1973'te, Pinochet, ‘güler yüzlü sosyalizm' savunucusu, madenleri kamulaştıran Salvador Allende'yi darbeyle yıktı… Allende'yi katletti! “Şikagolu Çocuklar” Şili'ye çağrıldı… Başlarında Şikago Üniversitesi'nde ders veren Milton Friedman vardı ve darbeci Pinochet'in danışmanı oldu… Ekonomiyi ‘neoliberal' kuramla inşa ettiler ve yaptıkları şuydu: ABD'li şirketlerin Şili'ye hakim olmasını sağlamak.

İşte bu noktada David Harvey, neoliberalizmin gerçek yüzünü şöyle anlatıyor: “Kim nasıl neoliberalleşti? 1970'lerde Şili ve Arjantin gibi ülkelerde cevap basit. Neoliberalleşme de bir o kadar hızlı, acımasız ve netti: Geleneksel üst sınıfların ve ABD hükümetinin desteklediği bir askeri darbe ve darbenin ardından bu sınıfların iktidarını tehdit eden işçi ve kentli toplumsal hareketleri bünyesinde yaratılmış bütün dayanışmaların acımasızca bastırılması…”

Hatırlayın…

Türkiye'de 12 Eylül 1980 darbesinin ekonomi programını kim hazırladı?

Turgut Özal nasıl lider oldu?

İnşaat kafası sürerse…

Ronald Reagan… 20 Ocak 1981'de ABD Devlet Başkanı oldu. 20 Ocak 1989'a kadar yönetimde kaldı.

Margaret Thatcher… 4 Mayıs 1979'da İngiltere Başbakanı oldu. 28 Kasım 1990'da görevini bıraktı.

Turgut Özal… 3 Aralık 1979- 22 Eylül 1980 arasında Başbakanlık Müşaviri, 20 Eylül 1980- 14 Temmuz 1982 arasında 12 Eylül yönetiminde Başbakan Yardımcısı (Ekonomiden sorumlu), 13 Aralık 1983'ten 9 Kasım 1989'a kadar Başbakan, 9 Kasım 1989- 17 Nisan 1993 arasında da Cumhurbaşkanı…

Üç isim… Ortak zaman diliminde ülkelerini yöneten Reagan, Thatcher ve Özal'ın fikri kökenleri de ortaktı. Nasıl mı? 10 Nisan 1947'de, İsviçre'nin Mont Pelerin kasabasında, aralarında Friedrich Hayek, Ludvig Von Mises, Milton Friedman ve Karl Popper gibi isimlerin de olduğu 36 liberal ekonomist/tarihçi, Sovyet yayılmacılığına karşı ekonomik direnç noktaları oluşturmak için toplandı… Bu isimlerden, Mises, Friedman ve Popper, 1970'lerde neo-liberalizmin fikri babaları oldu!  İşte, Özal'ın sonrasında da AKP iktidarının beslendiği kaynak!

Örneğin… Türkiye, özelleştirmelerle yerli olan ne varsa yabancıya sattı. Yurt içi üretim azaldı. İthalat arttıkça da cari açık büyüdü. Dış borç da böylece sürdürülemez hale geldi. Borçla yürüyen ekonomiye dönüştü. İç ve dış kaynaklar inşaat ağırlıklı yatırımlara yöneltildi. Tüketim toplumu ortaya çıktı. Neydi Turgut Özal'ın sloganları: İş bitiricilik, orta direk ve çağ atlama… Bu arada… İşçi hakları törpülendi…

18 yıllık AKP gibi…

Ekonomik ve politik adalet

Mesele… Berat Albayrak'ın istifası, Lütfi Elvan'ın ekonominin başına getirilmesi değil!

Mesele program: 1986'dan bu yana toplam 70.3 milyar dolarlık özelleştirmenin 62.1 milyar doları AKP döneminde gerçekleşti. Geçen yıl 1.4 milyar dolar özelleştirme yapıldı. Bu yıl 27 Ağustos'a kadar gerçekleştirilen özelleştirmelerin tutarı ise 51 milyon dolar oldu. Geçen yılki 1.3 milyar dolarlık özelleştirmenin 1.1 milyar doları Hazine'ye aktarıldı.

Soru şu: İktidar bu politikadan vazgeçecek mi? Meclis açılışında, “Bu çarpık düzenin aynı şekilde devam etme şansı kalmamıştır. Dünya 5'ten büyüktür ifademiz işte bu gerçeğin ispatıdır. Kaynakların adaletli dağıtılması şarttır” diyen Erdoğan ne yapacak?

David Harvey'le başladım onunla bitireyim:

“Dünya bu emperyalist hareketi reddedip, neoliberal ve yeni muhafazakar kapitalizmin kalbine -ekonomik, politik ve kültürel adaletle birlikte toplumsal eşitliği sağlamaya adanmış bir demokrasiye ait- tamamen farklı bir değerler kümesini geri yansıtabilecek durumda.”

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more