Sözcü Plus Giriş
BEKİR COŞKUN

ANISINA… Karanlığın pençesinde çocuklar…

31 Ekim 2020

Bir an için Gazze'de çocuk olun…

Bütün gece evinizin üzerinde dolanan vınıltılı insansız uçaklar, yan sokakta arkadaşınızın evinde patlayan bomba, siren sesleri, çığlıklar, yıkılan duvarlar, duman, insan eti kokusu…

Irak'ta, Suriye'de, Mısır'da, Yemen'de ya da Gazze'de…

Hiç fark etmez…

İslam coğrafyasının herhangi bir yerinde çocuksanız…

Böyledir geceler…

Onların tek şanssızlıkları böyle toplumların çocukları olmalarıdır…

Dünyanın başka herhangi bir yerinde doğmuş çocuklardan farklarıdır bu…

Ertesi sabah hangi elinin olmayacağını, hangi bacağını keseceklerini ya da yıkıntılar arasında artık ailesiz tek başına ağlayarak uyanacağını bilemez çocuk…

Dünyanın en zengin petrol yatakları üzerinde gözyaşı ve kan içinde yaşayan insanların çocuklarıdır onlar…

Altın kaplamalı uçaklara binen emirler, şeyhler, krallar, diktatörler tarafından yönetilen kölelerin bebekleri…

Sanat, teknoloji, bilim, üretme yetenekleri “haramlar-helaller” ile ellerinden alınmış…

Gözü hurafelerle kör edilmiş, aklı din cambazlarınca çalınmış…

“Tüm dünya gelişirken, Müslümanlar niye birbirlerinin kafası ile futbol oynuyorlar” diye asla sorgulayamayan halkların çocuklarıdır…

Sabahları ya uyanırlar, ya uyanamazlar…

İşte…

Bir tek ülke vardı bölgede; çocukları sabahları sevgi, saygı, barış antları okuyarak derse başlayan, çağdaşlık umutları olan, demokratik Türkiye Cumhuriyeti

Yobazın aynı karanlığa sürükleyip yıkmak istediği Mustafa Kemal'in laik ülkesi…

Sözüm size…

Bu ülkenin anneleri, babaları:

Gazze'nin kara gözlü çocuklarına içiniz yanıyorsa, bu gece çocuklarınız uyurken gidip saçlarından öpün onları…

Sıra bu topraklara gelmeden…

Yobaza vermeyin…

Vermeyin çocukları…


22 Temmuz 2014 tarihli yazısı.