Sözcü Plus Giriş
EGE CANSEN

Önce ve sonra

19 Kasım 2020

Az zamanda çok şeyler oldu. Söz dinler diye göreve getirilen Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal, aniden görevinden alındı. Muhtemelen bu karara karşı çıkan Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, dramatik bir şekilde istifa etti. Herkes aksini beklerken, aşırı değersizleşmiş TL önemli bir oranda değer kazandı.

TL'nin değerlenmesi için, piyasaya beklenmedik bir döviz girişi olması gerekiyordu. Görüldü ki; yabancı bankalar Türkiye'ye “sıcak dolar” akıtmışlardı. Diğer bir değişle TL'nin değerleneceği iddiasıyla pozisyon açmışlardı. Böylesi isabetli öngörülere  “kendi kendini ispatlayan kehanet” (self proving prophecy) denir.

Nitekim bu bankalar iddiayı kazandı. Bir hafta bile geçmeden, alacakları faiz hariç, sırf TL'nin değer kazanması sayesinde yüzde 10 kâra geçtiler. Eğer bu bankalar, “bu kadar kâr yeter” deyip bu sefer de ters pozisyonla risklerini sıfırlama yoluna gitmezlerse, TL'nin değerli halinin swap vadelerine kadar devam edeceğini sanıyorum.

DEVRİM BİTTİ, REFORM VERELİM

İstifasından kısa bir süre Berat Albayrak “ekonomide devrim” yapılacağını açıklamıştı. Devrimden kasıt; TL'yi, yüksek faiz veya başka yöntemlerle değerli tutma politikasından vazgeçilip, “cari açığı ortadan kaldırmak” amacıyla değersizleşmesine göz yumulmasıydı.

Böylesi bir değişim gerçekten devrim olurdu. Berat Albayrak'ın istifasından sonra, Başkan Erdoğan, 13 Kasım 2020 tarihinde AKP'nin Tekirdağ 7. Olağan İl Kongresi'nde yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi:

“Ülkemizde ekonomi ve hukukta yeni bir reform dönemi başlatıyoruz. Ekonomi politikalarımızı fiyat istikrarı, finansal istikrar ve makro ekonomik istikrar olmak üzere 3 sacayağı üzerine inşa edeceğiz. Yabancı yatırımcılara yeni yatırımlar çağrısında bulunuyorum.” (Gel ey sıcak para, naz etme gel artık!)

GELECEK, GEÇMİŞE İPOTEKLİDİR

Albayrak'ın çok can yakacak devrimden ne kastettiğini anlamıştık. Görevde kalsaydı devrimi gerçekleştirebilir miydi? Muhtemelen hayır. Peki; şimdi açıklanan  “fiyat istikrarı”, “finansal istikrar” ve “makro ekonomik istikrar” politikasının reform neresinde? Bunlar her iktidarın istediği şeylerdir.

Yeni bir “önlemler paketine” reform demek için, daha önce yapılandan farklı şeyler içermesi gerekir. Yukarıda sözü edilen “üç hedef” uzun vadede birbirini desteklese de “kısa vadede birbiriyle çelişir”. Onun için üçünden birine “öncelik” vermek gerekir.

Bu hedeflerin öncelik sırası nedir?

Fiyat istikrarı, ucuz; finansal istikrar, pahalı döviz ister.  Makro ekonomik istikrar ise bütçe açığının küçültülmesi demektir.

Salgın bitmeden bu uygulama başlayacak mı? Yeni dönemde izlenecek para-fiskal politikanın geçmiştekinden farkı ne olacak? Kanal İstanbul ve benzerleri çılgın projeler devam edecek mi? Düşük faizle ekonomiyi canlandırma politikasından vaz mı geçilecek? Bundan sonra faiz sebep, enflasyon sonuç denmeyecek mi?

Son söz: Yapacaklarımız, yaptıklarımızın devamıdır.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more