Sözcü Plus Giriş
NECATİ DOĞRU

Aklımızla alay etmeyin!

18 Kasım 2020

Kıbrıs'a gidip “arsayı gösterin size de bir Cumhurbaşkanlığı Binası dikelim” diyorsanız ve 800 bin oy farkıyla yönetimi ancak devredebildiğiniz İstanbul'un yeni belediye başkanına “astığı bir afişten dolayı” soruşturma açıyorsanız, siz reformcu olamazsınız.

Aklımızla alay etmeyin.

Hukuk reformu.

Ekonomik reform.

Sadece lafı var.

Atılmış adım yok.

Samimiyet.

Dürüstlük.

Pişmanlık.

Özür dileme.

Bunlar sizde hiç yok.

Siz değişmediniz.

Damgalamak, düşmanlaştırmak, iftira atmak, şeytanlaştırmak yerine “anlamaya çalışmayı” siz beceremezsiniz.

★★★

Ekonomi, demokrasi, hukuk, özgürlük seferberliği, yargı reformu yapacağınızı, kırıp döktüklerinizle kucaklaşıp barışacağınızı söylüyorsunuz.

İnandıramazsınız.

Laf çevirmeyin.

Bir adım atın.

Görelim.

Söz gelimi önce; “Benim 1150 odalı saray yaptırıp bunun için günde 10 milyon TL halkın vergilerinden toplanmış parayı harcamam çok yanlıştı, bütün vatandaşlarımdan özür diliyorum” deyin.

Halktan bir af dileyin.

Tek adam.

Tek lider.

Tek Reis.

Tek Akıl.

Tek Güç

Üzerine bir sistem, düzen bina ettiniz. “Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti'ni Kaddafi dönemi Libya'sının Cemahiryesine”  dönüştürdünüz. Apartman boyunda posterlerinizi meydana bakan yüksek binaların duvarlarına astırıp,  “kutuplaştırıcı”  konuşmalar yaptınız. Aklınızca muhalefete  “tuzak” kurdunuz, fakat kurduğunuz Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi bugün geldi “sizi sandığa gömecek tuzağa” dönüştü. Şimdi “hukuk ve ekonomik reformu” diye halkın aklıyla alay etmektesiniz.

Önce bir af dileyin.

Tek adamlık yanlıştı.

Tek liderlik yanlıştı.

Tek reislik yanlıştı.

“Anayasa Mahkemesi kararlarını onaylamıyorum ve karara uymuyorum” demiştim, bu cümlem yanlış, bu fikrim cahillikti, bu düşüncem kusurluydu. Ben bu yanlıştan dönüyorum deyin.

Kişi!

Kendini bilmeli.

Önce özür dileyin.

Yüksek mahkemelerin başkanlarını “çay toplamaya”  götürmeyecektim, baroları bölmeye kalkışmayacak, yargıyı iktidarın boyunduruğuna sokan o adımları atmayacaktım, Merkez Bankası'nın bağımsızlığını zedelemeyecektim,  “lafımı dinlemedi başkanı kovdum” demenin Türkiye gibi yüzünü ileri demokrasiye 150 yıl önce dönmüş bir ülkede ben bu sözü söylemeyecektim deyin.

★★★

İyi kötü bir form vardı. Türkiye “daha iyiyi ve daha ileriyi” arıyordu.

18 yıl önce!

Size fırsat verdi.

“Formu” bozdunuz.

Deforme ettiniz.

Deformeyi şimdi “reforme” edeceğiz diyorsunuz da önce “hazırı bozduğunuzu” kabul edin. “Durdum, düşündüm hukuku, adaleti ben bozmuşum, ekonomiye ben yozlaştırmışım, bakanlıktan attığım damadım değil, ekonomiyi yönetirken asıl ben hata etmişim, muhalefeti güçsüz bırakayım, ben hep tek adam olarak kalayım diye getirdiğim sistem yanlışmış” deyin de bakalım halk size inanacak mı, onu görelim.

Reformun adı var.

Adımı yok.

Aklımızla alay etmeyin.

TARİHLE RÖPORTAJ (Unutkanlığa ilaç)

Almanya af dilemişti!

Ein Führer: Tek Lider. Ein Reich: Tek imparator. Ein Volk: Tek halk. Almanya'da 1934 yılında, halk oylaması (referandum) yapıldı. Konusu: Almanya'da Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı yetkilerinin birleştirilmesi ve bütün kuvvetlerin Cumhurbaşkanında toplanmasıydı. Meydanlar, “Ein Volk- Ein Reich- Ein Führer” sloganları ile inletilmişti. Tek lider Hitler ise meydan mitinglerinde önünde derya kalabalık “bölücü- düşmanlaştıran”  konuşmalar yapıyordu. Yaygın baskı ve sindirme uygulanıyor, sokaklarda duvarlara asılı ilanlarda; “Daha güçlü bir Almanya için…” afişleri yer alıyordu. Halk oylaması; Nazi Partisi'nin çoğunlukla “evet oyu” almasıyla sonuçlandı. Kuvvetler ayrılığı yok edildi. 6 milyon Yahudi gaz odalarında yakıldı. Hitler dünya savaşı çıkarttı. Milyonlarca insan öldü. Ve Almanya, bundan ötürü dünyadan af diledi ve Naziliği yeniden hortlatacak her türlü girişimi ve propagandayı “özgürlüğü ortadan kaldırma özgürlüğü olmaz” diye yasakladı.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more