Sözcü Plus Giriş
NECATİ DOĞRU

Korkut! Kapat! Gizle! Sonu hüsran!

30 Kasım 2020

Gerçek işsizlik gizlendi. İşsizlik patladı. Gerçek enflasyon gizlendi. Enflasyon patladı. Gerçek kur gizlendi. Doların fiyatı patladı. Yolsuzluklar gizlendi. Ülke yolsuzluğa battı. Gerçek hasta sayısı ve ölenlerin sayısı gizlendi.

Korona patladı.

Kırmızı alarm!

Türkiye korona virüsüne yakalanıp da hayatını yitirenlerin sayısında Avrupa'da birinci, dünyada dördüncü ülke oldu. Her 8 dakikada 1 insanımızı koronadan kaybediyoruz.

Doktorlar uyardılar.

Gizlemeyelim.

Gerçeği söyleyelim.

Gevşemeyelim.

Sonu yıkım olur.

Türk Tabipler Birliği Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman, “Vaka sayısı tırmanışta…” dediğinden ve açıklanan ölüm sayılarını şüpheyle karşılamak gerektiğini söyleyince iktidar sözcüleri bu bilim insanının üzerine hışımla yürüyüp, “Türk Tabipler Birliğini kapatmakla” tehdit ettiler.

Ne oldu?

Bilim adamı haklı çıktı.

★★★

Korkut.

Gerçeği gizle.

Kapat.

Üstünü ört.

Gerçeği söyleyeni ölümle tehdit et, vatan haini diye kara çal, hapisle yargılatmakla gözünü korkut.

Sonu hüsran.

Yenilmişlik.

Geldiğimiz yere bak.

Bak bak otur ağla.

Ağır hasta sayısı da zirveye ulaştı. Başka bir bilim adamı Yoğun Bakım Derneği Başkanı Prof. Dr. İsmail Cinel de

Hastanelerin yoğum bakım kapasitelerinin, bölge- bölge, şehir- şehir, yöre- yöre tamamen dolu olduğunu ve hiç değilse bu noktadan sonra “gerçekleri görmek gerektiğini” anlatıyor.

Polisle!

Askerle!

Yasakla!

Cezayla!

Korona ile baş etmenin işe yaramadığını ve artık “seferberlik halinde bir mücadelenin başlatılmasını” öneriyor ve “Vatandaşlık bilinci gerekli” uyarısı yapıyor.

Vatandaşlık anlayacak.

Kavrayacak.

Omuz verecek.

Yardımcı olacak.

Gözetecek.

Birbirini uyaracak.

Korona salgını bulaştığı yerde yani sahada; çarşıda, pazarda, kahvede, camide, otobüste giderken, metro ile dönerken, toplanırken, dağılırken, otururken, kalkarken hep beraber sorumluluk alarak “vatandaşlık bilinci seferberliği” ile ancak geriletilebilecek. “Doktora, hemşireye ve tüm sağlık emekçisine yüksek saygı göstermeyi” gerektiriyor. Çünkü ömür dediğimiz şeyi, hayata sunulmuş bir armağan olmaktan çıkmaya başladığında doktorlar, hemşireler, sağlık emekçileri vatandaşın yanında yer alıyorlar.

★★★

Gerçekleri gizlediler.

Korona patladı.

“Gerçekleri gizlemeyin bu, halkın çoğunluğunu gevşemeye ve “bize bir şey olmaz” düşüncesine itiyor” diyen bilim insanları haklı çıktılar. Türk Tabipler Birliği'nden özür dilemeleri gerekir.

Çiftlik yok.

Vatan var.

Biat yok.

Vatandaş var.

İtaat yok.

Millet var.

TARİHLE RÖPORTAJ (Unutkanlığa ilaç)

Çok tuhaf!

Türkiye'de özel sektörün bir şirketi, Katar'ın devlet holdingine satılırken bunun pazarlığı ve anlaşması niçin Cumhurbaşkanlığı Külliye Sarayı'nda devlet protokolü ile yapıldı. Çok tuhaf! Özel şirketlerin yerliden yabancıya el değiştirmesine devlet neden ve ne fayda umarak giriyor. İstinye Park adlı AVM'nin İstanbul Sarıyer'deki arazisine imar aslında orada sadece “hastane yapılsın” diye verilmişti. Hatta arazinin üzerinde bir devlet ilkokulu vardı ve “sadece hastane yapılacağı için ilkokulun başka yere taşınması” bile şekil şartına uydurulmuştu. Sonradan parsel bazında plan değişikliği ve fonksiyon değişikliği (hastane yerine AVM yapılması) kabul edildi. Kot farkından dolayı alt bodrum katlar onaylı imar planının dışında tutularak buraya AVM yapan özel sektör şirketine İstanbul şehir rantı aktarılmış oldu. Şehir rantı aktarılarak yapılan bu AVM'nin yüzde 42'si Katar Devlet Şirketi'ne Cumhurbaşkanlığı protokolü ile sunulmuş oldu. Gerçekten çok tuhaf!