Sözcü Plus Giriş
RAHMİ TURAN

Bodrum ve balık çiftlikleri

24 Ekim 2020

Bodrum, Türk turizmi, için “tek taş pırlanta” gibi… Güzel, değerli ve çekici…

Ne yazık ki bu harika coğrafyayı katletmeye devam ediyoruz.

Nasıl bir gaddarlıktır bu, anlamak mümkün değil!

İstanbul eski Milletvekili Aydın Ayaydın benim gibi bir Bodrum sevdalısıdır. Onunla zaman zaman konuşur, sohbet ederiz…

Bu defaki sohbetimizde çok dertliydi.

“Hayrola Aydın Bey, canınız bir şeylere sıkılıyor gibi?” dedim.

“Hem de nasıl?” diye içini çekti ve anlattı:

★★★

“Balık çiftlikleri artık tehditten de öteye, Bodrum koylarını yavaş yavaş öldürmeye başladı…

Eğer balık çiftlikleri koylardan en az 3 kilometre açığa taşınmazsa, o cennet koylar mahvolacak ve ülke turizmine çok büyük bir darbe vurulmuş olacak!

Türkiye'nin dışa açılan önemli bir penceresi olan Bodrum'un cennet koyları balık çiftliklerinin vahşice istilasına uğramış durumda…

Bodrum'da son yıllarda en büyük otel zincirleri art arda yeni projelerle faaliyete geçti. Zengin Avrupalılar ve Araplar, boyları 100 metreyi aşan dev tekneleriyle gelip cennet koylarda aylarca demirliyor, ülkeye büyük döviz bırakıyorlar..

Bodrum koylarını böyle kirletmeye devam edersek, ileride bunların hiç biri gelmez.

★★★

Bodrum koylarında 1000'den fazla balık çiftliği var. Bunlardan yalnızca 176 tanesi ruhsatlıdır. Geri kalan yüzlerce balık çiftliği kaçak yapılmıştır.

Balık çiftliklerinden birinci derecede sorumlu Tarım Bakanı Bekir Pakdemirli'yi geçiyorum. Ancak, Turizm Bakanı Mehmet Ersoy ve Çevre Bakanı Murat Kurum'un bu duruma neden sessiz kaldığını anlamıyorum.

Sayın Murat Kurum'u iyi tanırım. Bu tür konulara asla taviz veren biri değil. Yoksa karşımızda bizim bilmediğimiz daha büyük bir lobi mi var? Sayın Kurum hiç merak etmesin, arkasında daha güçlü olan ‘Bacasız Sanayi Turizm Lobisi' var.

Balık çiftliklerinin ülke ekonomisine elbette katkısı vardır. Tabii ki kapatılması söz konusu olamaz! Biz sadece ‘Bu çiftlikler turizm tesislerinin biraz daha uzağına taşınmalı' diyoruz.

Ülkemizde başka Bodrum yok… Bodrum'a hep beraber sahip çıkmazsak yarın çok geç olacak!”

Yerli ve Milli otomobil!

“Yerli ve Millî”  elektrikli otomobil yapıyoruz… Markası TOGG… Ne kadar iyi değil mi? Fakat… Şöyle bir inceleyince, aldı mı beni bir düşünce?

“Yerli ve Millî” otomobilimizin (bir çeşit bulmaca olan ‘puzzle' oyunu gibi) parçaları dışarıdan alınıp birleştiriliyor:

* Tasarım İtalyan Pininfarina firmasına yaptırıldı…

* Motor üretimi için Alman Bosch firmasıyla anlaşıldı….

* Mekanik birçok aksam için Alman'larla el sıkışıldı…

* Elektrikli otomobilin yapımında hayati parça olan ‘Batarya' için, ABD'de temeli atılan Çin Ganzhou merkezli Farasis firması ile anlaşıldı.

Farasis'in kurucu ortağı ve CEO'su Dr. Yu Wang “Türkiye'den daha iyi ve TOGG'dan daha ideal bir ortaklık düşünemezdik” diyor.

…Ve böylece “Yerli ve millî” bir otomobil yapıyoruz. Nasıl millî ise?

TEBESSÜM

Erkek çocuk isteyenler…

Trabzon'da bir dükkânın çırağı hastalanıyor, tedavi için hastaneye yatıyor.

Her işine koşan çırağının uzun süre işe gelemeyeceğini anlayan dükkân sahibi ne yapsın? Acele yeni bir çırak bulmak gerektiğini düşünerek vitrinin dışına şu ilanı yapıştırıyor:

“Bir erkek çocuk istiyoruz”

Ertesi sabah dükkânı açmaya gelen adam ilanın altına şu satırların yazıldığını görüyor:

“Biz de…” İmza: Yeni evliler.

GÜNÜN SÖZÜ

Cahil toplumları eğitmek taşları yontmaktan bin defa daha zordur!