Sözcü Plus Giriş
RAHMİ TURAN

Fitne ve fitneci!

24 Kasım 2020

Reform ne demek?

Fransızca kökenli bu sözcüğün anlamı “Düzeltme”dir.

Son günlerin moda kelimesi: Reform… Peki neyi düzeltecekler?

Ülkenin çivisi çıkmış, sistem bozulmuş… Neredeyse her şey düzeltilmeye muhtaç!

En başta demokrasi, hukuk ve adalet geliyor! Çünkü bunlar düzelmeden hiçbir sorun düzelmez… Keşke bu alanlarda gerçek anlamda reformlar yapılabilse! Fakat…

Ben bu iktidarın demokrasi ve hukuk reformu yapabileceğine inanmıyorum.

Neden mi?

Yaşanan olaylar, söylenen sözler, kullanılan ifadeler bana güven vermiyor!

★★★

Bugün ülkede, uygulanan sistem nedeniyle, iki dudağı arasından çıkan her sözü kanun kadar güçlü olan Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan, daha birkaç gün önce:

“Ne yaparsak yapalım, demokrasiden, hak ve özgürlüklere sahip çıkmaktan vazgeçmedik” demişti…

Başka ne söylemişti?

“Şimdi bu süreci yeni hukuk ve ekonomi reformları ile daha ileriye taşıyacak bir atılım başlatacağız.”

Evet, aynen böyle demişti. Güzel sözler bunlar ama… Daha sonra ne oldu?

Bülent Arınç demokratik hakkını kullanarak yargı sistemini eleştirdi, Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş'ın tutukluluk sürelerinin hukukla bağdaşmadığını söyledi.

★★★

Bu ifadeler Bülent Arınç'ın kişisel görüşleriydi.

Demokratik bir ülkede herkes düşüncesini özgürce ifade etme hakkına sahiptir. Ancak…

Bütün AKP'liler Arınç'a hücum etti… Televizyon programlarında neredeyse hain ilan edildi! “Sen nasıl Ak Partilisin?” dediler…

Bu yetmedi “Demokrasi, hak ve özgürlükleri daha ileriye taşıyacağını” söyleyen Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan, eski dava arkadaşı Bülent Arınç'ın ifadelerine kızıp:

“Reform gündemiyle yaptığımız vurgular bahane edilerek yeni bir fitne ateşi yakılmaya çalışılıyor!” dedi.

★★★

Fitne ne demek?

Arapça kökenli “Fitne” sözcüğünün anlamı “Karıştırıcılık, geçimsizlik, huzursuzluk yaratmaktır.”

Bu durumda Bülent Arınç “fitneci” yani “karıştırıcı” oluyor.

Peki, özgürce ve medeni cesaretle düşünce açıklamak karıştırıcılık mıdır?

Öyle kabul edilirse, bu ülkede demokrasiyi, düşünce ve ifade özgürlüğünü savunan herkes fitneci olur!

Hani reform yapılacaktı ve demokrasi daha ileriye taşınacaktı?

Fikir ve düşünceyi ifade özgürlüğünün olamadığı yerde, demokrasi, çölde susuz kalan bir bitki, bir ağaç gibi kurur!

Yıllar sonra yine Batı'ya yöneldik!

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Brüksel'de Avrupa Birliği'nin üst düzey kadrosuyla görüştükten sonra:

“TürkiyeAvrupa Birliği ilişkilerinin stratejik öneminin giderek arttığını, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğini stratejik öncelik olarak gördüğünü, işbirliği ve güven ilişkisini güçlendirecek somut adımlara ihtiyaç duyulduğunu” söyledi ve Avrupa Birliği liderlerine “İdeolojik ve siyasi önyargılarını bir kenara bırakma” çağrısı yaptı.

Yani ülke olarak yıllar sonra direksiyonu yeniden Avrupa'ya doğru kırdık!

Geç de olsa doğru olan budur.

Türk ulusunun geleceği Ortadoğu'da değil, Batı'da, Avrupa'dadır.

İbrahim Kalın'ın açıklamaları iyi, fakat… “Vize serbestiyeti, göç anlaşması, siyasi diyalog ve tam üyelik” gibi alanlarda somut adımlar atılması ve müzakerelerin ilerlemesi için bizim temelden tavır değiştirmemiz gerekiyor.

Özellikle demokrasi, hukuk, basın özgürlüğü ve ekonomide gerçek reformlar yapmamız şart…

Tabii tüm reformlar “sözde değil, özde” olmalı! Aksi halde Ankara'nın Avrupa Birliği hamlesi hiç bir sonuç vermez!

GÜNÜN SÖZÜ

Bir ulus, ya Doğulu'dur ya da Batılı… İkisi birden olmak mümkün değildir!