Sözcü Plus Giriş
RAHMİ TURAN

Sakat dinci zekâsı en büyük afettir!

3 Kasım 2020

1999 depreminden sonra “7.4 yetmez mi?” diye pankart açıp “Deprem Allah'ın lanetidir!” diye yürümüşlerdi…

Cuma günü İzmir'de yaşanan deprem felâketinin ardından benzeri rezillikler devam etti.

Aşağılık tweetler bu yaratıkların içlerindeki kin ve nefreti bir kez daha gözler önüne serdi.

Bunlar insan da değil, hayvan da… Başka türlü yaratıklar! Şu iki tweete bakın:

“Allah zinanın başkentini uyarmak için salladı, unutmayın Lut kavmine ne olduğunu…”

“İzmir Ege'de 6.8 deprem. Çok geçmiş olsun Müslüman halkı. Ya Rabbi! İzmirliler gibi zinaya, nefsime değil, seccademe köle et beni… Amin!” 

Bazıları da “Deprem, Allah'ın o bölgede yaşayanlara lânetidir!” mealinde yazdı.

★★★

Bunlar, insanları Allah ile aldatmak isteyen yaratıklar! Gerçekte Allah'a değil, ‘şeytan'a tapıyorlar! Çünkü ancak “şeytan” bu kadar vicdansız olabilir!

Şeytanın müritleri, demokrasiden, cumhuriyetten, laiklik ve uygarlıktan nefret ettikleri için her fırsatta kinlerini kusuyorlar!

Bu rezillik, gerçek dindarları ve tüm mütedeyyin (dinine bağlı) insanları rahatsız etti.

Din konusunda aydınlatıcı kitapları olan ilâhiyatçı yazar Nazif Ay'a bu durumu sordum. Bana cevaben gönderdiği mesajda şunları yazdı:

★★★

“Deprem ve diğer doğal felaketlerin, sanki Allah'ın bir gazabı olarak kabul edilmesi itikadı mantık dışıdır, çağ dışıdır ve din değerlerine hakarettir!

Örneğin Kâbe'nin deprem, sel ve savaşlar dahil olmak üzere bir çok nedenlerle yakılıp yıkıldığını, fakat bu olumsuz durumların Kâbe'nin saygınlığına halel getirmediğini hatırlatırım.

Bazen kutsal topraklarda birçok felaket yaşanmıştır. Doğal afet ya da kanlı mücadeleler o beldelerin mübarek oluşuna darbe indirmemiştir.

Yaşanan olumsuzluklar buraların kötü oluşuna bağlanmamıştır.

Kaldı ki, doğal felaketler lânet nedeni olsaydı, Hz. Muhammed bir gün Uhud Dağı'nda gezinirken depreme maruz kalmaz, vefatından sonra birçok musibet Medine gibi ulvî bir kenti istila etmezdi. Hatta birçok defalar peygamberimizin mescidine yıldırımlar düşmez ve mescidini yakmazdı.”

★★★

“Çağdaş ve onurlu insanların yaşadığı birçok ilde meydana gelen doğal felaketleri, o beldelerin kötü oluşuna bağlayanlar, kutsal topraklardaki musibetlerin gerçek nedenlerine dair hiçbir açıklama getirmemişlerdir.

Hep sormuşumdur. Felaket zamanlarında ‘Kadere iman' veya ‘Fıtrat' gibisinden, esasında İslâm'ın inanç maddelerinde yer almayan gerekçelerle yaratılan avuntu ve bahaneler, alınması gereken akılcı tedbirlerin önüne niçin geçirilir diye?

Depremler doğal afettir ve kader filan değildir!

Fakat… Sakat dinci zekâsı büyük bir afettir ve galiba ilacı da yoktur!” (Nazif Ay)

Bu nasıl büyümedir?

Ekonomimizin içler acısı durumunu artık bilmeyen kalmadı…

Doludizgin giden döviz fiyatları, büyüyen işsiz ordusu ve artan enflasyon, bunu net olarak gösteriyor.

Paramız pul olmuş durumda… Düşüş devam ediyor…

Ekonomiden sorumlu olan Hazine ve Maliye Bakanı Berat Bey ise çok rahat… Doların 8 lirayı geçtiği gün “Ekonomi büyüme rotasında ilerliyor” dedi…

Vay canına! Dürbüne tersten bakıyor galiba… Her şeyi bu nedenle ufak görüyor sanırım.

Aslında tabii ki bir büyüme var… Fakat, büyüyen dolar, enflasyon, işsizlik, borçlar, korona rakamları, diğer dertler, diğer sıkıntılar!

Gerçekte ulus olarak küçülüyor ve fakirleşiyoruz. Derin bir çıkmaza gömülmüş gibiyiz ama Bakan Bey “Büyüme rotasındayız!” diyor. Bu nasıl büyüme, anlamak kolay değil!

GÜNÜN SÖZÜ

“Din olan yerde kin olmaz” derlerse de inanma! Bunlar hem dinci, hem kinci!

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more